Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi | İş Sağlığı ve Güvenliği Haber Merkezi | OSGB HABER

Çalışanın Yaşam Hakkı Kırmızı Çizgimiz! İşte İş Sağlığı ve Güvenliği Hukukunun Bilinmeyen Temel Nitelikleri

MEVZUAT

İş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı çalışanları koruyan İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku, emredici kuralları ve uluslararası dayanaklarıyla iş dünyasının en hayati kalkanı. İşte İSG hukukunun tüm detayları ve kritik kaynakları!

İş Dünyasında Hayati Kalkan: İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku Nedir?

Üretim süreçlerinin ve sanayileşmenin hız kazandığı günümüz iş dünyasında, çalışanların fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak en öncelikli gündem maddesi haline geldi. İş kazaları ve meslek hastalıklarının küresel bir boyut kazanması, güçlü bir yasal altyapının varlığını zorunlu kılmaktadır. Bu doğrultuda şekillenen İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Hukuku, hem işverenleri hem de devleti bağlayan katı kurallarıyla çalışanların en büyük güvencesidir. İSG hukukunun merkezinde Devlet, İşveren/Temsilcileri, Çalışan/Temsilcileri, Üniversiteler ve STK’ler gibi çoklu bir paydaş yapısı yer almaktadır.

İSG Hukukuna Hâkim Olan İki Altın İlke

Hukuk sisteminde bu alanı diğer disiplinlerden ayıran ve temelini oluşturan iki ana ilke bulunmaktadır:

Çalışanların Korunması İlkesi: Çalışan, üstlendiği işi sadece bir iş gücü olarak değil; bedeni, ruhu ve aklıyla bizzat yerine getirir. Bu nedenle çalışanın yaşamının, vücut bütünlüğünün, fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması İSG Hukukunun en temel gayesidir.

Çalışan Yararına Yorum İlkesi: Mevzuatta açık olmayan bir husus veya hukuki bir boşluk bulunması durumunda, tarafların gerçek ve ortak amaçları yorum yoluyla belirlenir. Kanunların temel amacı işçiyi korumak olduğundan, yapılacak amaçsal yorumlarda her zaman çalışanın yararı ön plana çıkarılır.

Kamu Düzeni ve Emredici Nitelik: Haklardan Feragat Edilemez!

Kritik Vurgu: İSG kuralları sadece tavsiye niteliğinde düzenlemeler değildir; tamamı emredici hukuk kurallarından oluşur.

Devlet tarafından konulan bu kurallara aykırılıklar doğrudan cezai yaptırımlara bağlanmıştır.

En önemlisi, çalışanların kendilerine sağlanan bu sağlık ve güvenlik haklarından feragat etmeleri hukuken mümkün değildir.

Çalışanların tehlikelerden korunması doğrudan "Yaşam Hakkı" ile bağlantılı olduğu için kamusal bir zorunluluktur.

Bu yönüyle İSG Hukuku, kamu düzenini ilgilendirdiği için bir kamu hukuku dalıdır; ancak iş kazası sonrası ortaya çıkan tazminat haklarını düzenlemesi bakımından da özel hukuk özellikleri taşımaktadır.

Uluslararası Dayanaklar: ILO ve Avrupa Birliği Standartları

Türkiye’deki İSG mevzuatının kökleri güçlü uluslararası sözleşmelere dayanmaktadır. Ülkeler arasında standart ve uygulama birliği sağlamayı amaçlayan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarının yaklaşık yüzde sekseni iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgilidir.

155 ve 161 Sayılı Sözleşmeler: Türkiye, ILO'nun iş sağlığı ve çalışma ortamına ilişkin 155 sayılı sözleşmesi ile iş sağlığı hizmetlerine ilişkin 161 sayılı sözleşmesini onaylamıştır. Bu sözleşmeler, mevcut İSG kanunumuzun da genel gerekçesini oluşturmuştur.

Kritik Veri: Uluslararası Çalışma Konferanslarında bugüne kadar 189 sözleşme kabul edilmiş olup, Türkiye bunlardan 59 tanesini onaylamıştır ve 55 tanesi aktif olarak yürürlüktedir.

Avrupa Birliği ve 89/391 Sayılı Çerçeve Yönerge: AB mevzuatında tüm ekonomik faaliyetleri kapsayan bu yönerge, işverene üç temel yükümlülük yükler: Riskleri engelleyerek güvenliği sağlama, işçileri bilgilendirme ve işçilere eğitim verme.

Birleşmiş Milletler Güvencesi: BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Sözleşmesi de herkesin adil, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma hakkını net bir şekilde güvence altına alır.

Ulusal Mevzuat: Anayasa’dan İç Yönetmeliklere Ulaşan Hiyerarşi

Ülkemizde İSG hakkının en üstün hukuki dayanağı Anayasa’dır. Anayasanın 17. maddesindeki "Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma hakkına sahiptir" maddesi bu alanın temel direğidir. Ayrıca Anayasa Madde 50 uyarınca; kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz; küçükler, kadınlar ve bedeni yetersizliği olanlar özel olarak korunur.

Yasal Altyapıyı Oluşturan Temel Kanunlar:

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu: Tüm çalışanları kapsayan, risk esaslı, önleyici ve insan odaklı müstakil temel kanundur. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki eski İSG maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (Madde 417): İşverene, işçinin kişiliğini koruma, psikolojik ve cinsel tacize (mobbing) karşı gerekli önlemleri alma ve İSG risklerine karşı her türlü tedbiri sağlama borcu yükler.

Tarihi Miras - Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1930): 12 yaşından küçük çocukların fabrikalarda ve madenlerde çalıştırılmasını yasaklayan, genç işçilerin çalışma saatlerini ve gece çalışmalarını sınırlandıran tarihi ve kritik hükümleri içerir.

5510 Sayılı Kanun: İş kazası ve meslek hastalıklarının tanımını yaparak, mağdur olan sigortalılara sağlanacak yardımları ve rücu ilişkilerini düzenler.

Yönetmelikler ve İşyeri İç Mevzuatı

Teknolojik ve sınai gelişmelerin hızla değişmesi nedeniyle, teknik önlem ve standartların kanun metinlerinde detaylıca yer alması mümkün değildir. Bu esnekliği sağlamak amacıyla Yönetmelikler devreye girer.

En alt basamakta ise Toplu İş Sözleşmeleri (TİS) ve İşyeri İç Yönetmelikleri yer alır. Bu özel kaynaklar, kanunlardaki emredici hükümlere aykırı olamaz; ancak işçinin yararına olmak kaydıyla çalışma koşullarını iyileştirebilir. Dürüstlük kuralına aykırı olarak işçinin aleyhine veya durumunu ağırlaştırıcı nitelikte iç yönetmelik hükmü konulması ise hukuken kesinlikle geçersizdir.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.