Direksiyon başına geçtiğimizde hepimiz birer kural uzmanı kesiliriz. Kırmızı ışıkta geçmenin, ters yöne girmenin ya da önümüzdeki araca arkadan çarpmanın affı olmadığını, bunların "asli kusur" yani kazanın baş sorumlusu sayılacağını biliriz. Karayolları Trafik Yönetmeliği de bu konuda oldukça nettir; hatalı sollama yapanı da, kavşakta dönüş manevrasını batıranı da doğrudan "suçlu" ilan eder.
Ancak trafikte öyle anlar vardır ki, kurallardan ziyade refleksler ve o anki psikoloji devreye girer. İşte tam bu noktada, ezberlerimizi bozan bir madde çıkıyor karşımıza: Ani fren yapmak.
Birçoğumuz trafikte ani fren yapıp arkadaki aracın bize çarpmasına neden olduğumuzda, kendimizi suçlu hissederiz. "Birden durdum, kazaya ben sebep oldum" diye hayıflanırız. Oysa hukuki ve yönetmeliksel gerçeklik bize bambaşka bir şey söyler: Ani fren yapmak, trafik hukukunda bir "asli kusur" değildir.
Peki neden?
Trafik kuralları, arkadan gelen sürücüye çok net bir ödev yükler: Güvenli takip mesafesi. Yolun durumu ne olursa olsun, öndeki araç ister önüne kedi çıktığı için, ister dalgınlıkla, isterse teknik bir arıza nedeniyle ani fren yapsın; arkadaki araç her an durabilecek mesafeyi ve dikkati korumak zorundadır. Arkadan çarpan sürücü, yönetmeliğe göre "takip mesafesine uymamak" gerekçesiyle asli kusurlu sayılır. Önünüzde ani fren yapan kişi trafik güvenliğini tehlikeye düşürmekten ötürü tali (ikincil) kusurlu bulunabilir ya da idari para cezası alabilir, ama kazanın baş suçlusu ilan edilemez.
Bu durum, hukuk ile direksiyon başındaki pratik hayatın her zaman birebir örtüşmediğinin en büyük kanıtıdır.
Yönetmelikte kavşaklarda dönüşü yanlış yapmak, geçme yasağı olan yerde sollama yapmak gibi eylemler tartışmasız birer trafik cinayetine teşebbüs olarak kodlanmışken; ani fren, kaçınılmaz anların veya reflekslerin bir sonucu olarak kabul edilir.
Buradan çıkaracağımız ders ise oldukça basit. Trafikte "Öndeki araç nasıl olsa düzgün gidiyor" rehavetine kapılmamak gerekiyor. Unutmayalım ki, önünüzdeki sürücünün ani fren yapması yasal olarak onu "asli kusurlu" yapmaz; ama sizin onunla aranıza mesafe koymamanız, sizi bir kazanın baş aktörü yapmaya yeter de artar bile.
Trafikte haklı olmak yetmez; mesafeyi korumak, hayatı korumaktır.