Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) hizmetlerinin sunumunda kritik bir rol oynayan Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB), özellikle KOBİ’ler için can simidi olma özelliği taşıyor. Peki, teoride maliyet etkinliği ve uzmanlaşma vaat eden bu sistem, pratikte beklentileri ne kadar karşılıyor? İşte İSG dünyasının tartışmalı modeli OSGB’lerin röntgeni.
Küçük İşletmeler İçin Pragmatik Çözüm: OSGB Nedir?İş Sağlığı ve Güvenliği profesyonellerini bünyesinde barındıran ve işyerlerine dışarıdan hizmet sağlayan OSGB’ler, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) kendi bünyelerinde bir İSGB (İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi) kurma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.
Ölçek ekonomisinden faydalanarak maliyetleri düşüren bu sistem; tam zamanlı uzman kadro istihdam etmesi ekonomik olarak mümkün olmayan az çalışanlı işyerlerine, profesyonel destek alma imkânı tanıyor.
Coğrafi Sınırlar ve Hizmet KalitesiMevzuat gereği OSGB’lerin hizmet verebileceği alanlar coğrafi sınırlar ile belirlenmiş durumda. Bu düzenleme, uzmanların işyerlerine fiziksel erişilebilirliğini korumayı ve mesafe kaynaklı hizmet kayıplarını engellemeyi amaçlıyor. Ancak bu durum, piyasada belirli bölgelerde yoğunlaşan oligopolistik bir yapının oluşmasına da zemin hazırlıyor.
OSGB Sisteminin Karşılaştığı Temel SorunlarSektörün uzmanlarına göre, OSGB modeli bazı yapısal riskleri de beraberinde getiriyor:
Sektörel Uzmanlık Karmaşası: Bir OSGB; tekstil, inşaat ve ofis gibi tamamen farklı risk profillerine sahip sektörlere aynı anda hizmet verebiliyor. Bu çeşitlilik, uzmanların her iş koluna özgü spesifik riskleri derinlemesine analiz etmesini zorlaştırıyor.
Zaman Kısıtı ve Bürokrasi: Mevzuatın öngördüğü asgari süreler, çoğu zaman gerçek risk yönetimi yerine evrak işlerinin tamamlanmasına ancak yetiyor.
Müşteri Odaklılık vs. Güvenlik Odaklılık: Hizmet ağını genişletme baskısı, bazı durumlarda hizmet kalitesinin arka planda kalmasına yol açabiliyor.
Denetim Zorluğu ve Piyasa DengeleriYüksek yatırım maliyetleri ve nitelikli personel ihtiyacı, OSGB sektörüne girişi zorlaştıran "giriş engelleri" oluşturuyor. Ayrıca, bir birimin onlarca farklı işletmeye hizmet vermesi, denetim otoritelerinin her bir hizmet kalemini detaylıca incelemesini zorlaştırıyor. İşverenlerin İSG konusundaki bilinç düzeyi düşük olduğunda, bu durum düşük kaliteli hizmetlerin piyasada kalıcılık sağlamasına neden olabiliyor.
Sonuç olarak; OSGB modeli Türkiye'de İSG hizmetlerinin yaygınlaşması için hayati bir araç olsa da, sistemin sürdürülebilirliği için nicelikten ziyade niteliğe odaklanan bir denetim mekanizmasına ihtiyaç duyuluyor.