İşyeri Hekimliği: Sadece Reçete Yazan Değil, İş Sağlığının Mimarı!

Günümüz iş dünyasında, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) denilince akla gelen ilk isimlerden biri şüphesiz işyeri hekimleridir. Ancak toplumda ve hatta birçok işletmede işyeri hekiminin rolü, sadece "vizite kağıdı imzalamak" veya "ilaç yazmak" gibi dar bir kalıba sıkıştırılmış durumda. Oysa 6331 sayılı İSG Kanunu ve ilgili yönetmelikler, işyeri hekimine çok daha stratejik ve hayati bir sorumluluk yüklüyor.

Peki, işyeri hekimleri gerçekte ne yapar? Kağıt üzerindeki görevleri ile sahadaki gerçekler neden her zaman örtüşmüyor? Gelin, bu kritik mesleğin detaylarına ve karşılaşılan zorluklara yakından bakalım.

Danışman ve Rehber Olarak İşyeri Hekimi

Yasalarımıza göre işyeri hekimi, işverenin en önemli stratejik danışmanıdır. Mevzuatı ve teknik gelişmeleri takip ederek eksiklikleri tespit eder, iyileştirme önerilerini işverene yazılı olarak sunar. Burada kritik bir nokta var: Hekim tespit eder ve bildirir; ancak bu eksikliklerin giderilmesi tamamen işverenin sorumluluğundadır. Yani hekim bir yol göstericidir, uygulayıcı değil.

İşyeri Hekiminin 4 Ana Görev Alanı

Yönetmelik (İHDSPGYSEHY), hekimlerin görevlerini dört temel sütun üzerine inşa eder:

  1. Rehberlik ve Risk Değerlendirmesi: İşyerinin tasarımından kişisel koruyucu donanım seçimine kadar her aşamada görüş verir. Özellikle gebe çalışanlar, çocuklar ve kronik hastalığı olanlar gibi "özel politika gerektiren grupları" koruma altına alır.

  2. Sağlık Gözetimi: İşe giriş muayeneleri, periyodik kontroller ve meslek hastalıklarının takibi bu kapsamdadır. Çalışanın sağlığı ile iş ortamı arasındaki o görünmez bağı hekim kurar.

  3. Eğitim ve Bilgilendirme: İlkyardım organizasyonundan hijyen eğitimlerine kadar, işyerinde sağlık kültürünün oluşması için eğitici bir rol üstlenir.

  4. İşbirliği: İş güvenliği uzmanı ve İSG kurulu ile koordineli çalışarak multidisipliner bir güvenlik ağı oluşturur.

Yetki Var mı, Yok mu?

İşyeri hekiminin, hayati bir tehlike gördüğünde işin durdurulması için işverene başvurma yetkisi vardır. Ancak bu yetki, uygulamada genellikle "işverenin onayı ve bilgisi" şartına takılmaktadır. Bu durum, hekimin bağımsız karar alma mekanizmasını bazen zorlayabilmektedir.

Madalyonun Öteki Yüzü: Beklentiler ve Gerçekler

Yasal metinlerdeki kapsamlı görevler ile sahadaki uygulama arasında çoğu zaman bir "uyum sorunu" yaşanmaktadır. İşverenler hekimden anında "çözüm üretmesini" beklerken, yasa hekime "tavsiye etme" rolü vermiştir.

Bu rol karmaşası, işyeri hekimlerinde zaman zaman "yetki-sorumluluk dengesizliği" yaratmakta ve mesleki tatmini olumsuz etkilemektedir. Hekim, ekonomik kaygılarla çatışan sağlık önerilerinin dikkate alınmadığını gördüğünde, mesleki etkinliğini sorgulamaya başlamaktadır.

Sonuç Olarak

İşyeri hekimliği, sadece bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda bir yönetim ve güvenlik disiplinidir. Çalışanların sağlıklı bir ortamda üretim yapabilmesi için hekimin sunduğu rehberlik, işletmenin geleceği için en büyük sigortadır. Unutulmamalıdır ki; sağlıklı çalışan, sürdürülebilir bir üretimin temel taşıdır.

YORUM EKLE